Yazımın ikinci bölümünde Strazburg(Strasbourg) Seyahati‘nden bahsetmiştim. Şimdi sırada Colmar var.
Strazburg-Colmar arası yaklaşık olarak 70 km ve 50 dakikalık bir yolculukla Colmar’a varılabiliyor. Otoban’dan rahatlıkla gelinebilir.
Colmar’a akşam karanlığında varıyoruz, hemen daha önceden ayarlanmış olan otelimize(Campenile Hotel) yerleştikten sonra, lobiye indik. Lobi’deki sempatik Fransız’a merkeze nasıl gideceğimizi sorduk, merkeze yaklaşık olarak 5 km uzaklıkta fakat arabayla gitmemizi tavsiye etti. Bulunduğumuz bölgeden merkeze o saatlerde bir vasıta olmadığında arabamıza binerek, navigasyonun da yardımları ile sağ tarafımızda hava alanının eşliğinde merkeze doğru ilerledik.
Otelimizden Street View
Colmar‘ın ilk girişinde bizi Amerika’da yer alan Özgürlük Heykeli‘nin minyatürü karşılıyor. Neden burada minyatür Özgürlük Heykeli de var diye araştırdığımızda Özgürlük Heykeli’ni yapan Heykeltraş Frédéric Auguste Bartholdi Colmar doğumluymuş ve bu nedenle heykelin minyatürünü de buraya armağan etmiş.

Merkeze giderek, uygun bir yere aracımızı park ettik, akşam saat 20:00 civarı olması sebebiyle artık sokaktaki park yerleri ücretsizdi. Sokaklar sakindi, çok fazla insan yoktu, ilk başlarda terk edilmiş bir kent izlenimi bizde bırakmıştı. Hava soğuk ve sisli idi. Sokak aralarından dolaşmaya başladık. Strazburg‘un etkisinden henüz kurtulamamıştın, yeni bir etki üzerimizde hissettik. Her yer yine muhteşem süslenmişti. Evlerin yapısı inanılmaz güzeldi. Rengarenk, çiçeklerle süslenmiş, ahşap destekli 1200’lü yıllardan kalma yapılar inanılmaz. Strazburg’da yaşadığımız deneyimleri adeta burada da yaşıyor gibiydik.
İçerikler
Colmar Nerede?
Colmar hakkında biraz bilgi vermek gerekirse; Fransa’nın Alsace, Lauren bölgesinde yer alıyor. Ünlü Şarap Yolu‘nun başkenti sayılır. Colmar tıpkı Strazburg’da gördüğümüz Petit France‘nin ta kendisiydi. Ren nehrinin batı yakasında bulunan Colmar, İsviçre ve Almanya’ya çok yakın. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Versay Anlaşması ile Fransa sınırlarında kalan Colmar 1940’ta Almanya’nın eline geçmiş. Daha sonra 1945 yılında Colmar Savaşı gerçekleşti ve şehir tekrar şu anda bağlı olduğu Fransa’ya dahil olmuş.
Fransa’nın Alsace bölgesine ait kendine has kültürünü tam olarak hissedebileceğiniz Colmar, dar sokakları, küçük dükkanları, şirin kafeleri, eski binaları ile tam bir masallar şehri.
Gezmeye Devam Edelim

Old Town’a doğru giderken Place de la Cathédrale (Katedral Meydanı)’ de bulunan ve Colmar’ın en büyük kilisesi olan La Collégiale Saint-Martin’i görüyoruz.
Bir çok yer de kafelerin tamamı dolu, insanlar dışarıda sıra bekliyorlardı. Yeni yıl öncesi turistler adeta buraya akın etmişti ama sokaklar boştu. Acıkmıştık, kafamıza göre bir yer bulamadık, son olarak otele gidip dinlenmeye karar vermişken, Türk bir restoran bulduk. Oranın sahibi tam kapatırken kendisini yakalamıştık. Normalde elimizde alıp yiyecektik bir şeyler. Bizleri içeri buyur edince, sohbet sohbeti açtı. Memleket meselelerinden, buradaki yaşam tarzlarına kadar bir çok konuda konuştuk Konyalı abimizle. Saat hızlıca ilerlemişti. Helalleşip dükkandan ayrıldık, artık otele gidip dinlenme zamanıydı. Aracımızın bulunduğu yere ilerledik ve geldiğimiz yoldan tekrar geri dönerek otelimize ulaştık. Günün yorgunluğu ile hemen uyuyakaldık.
Sabah kahvaltımızı otelde yaptıktan sonra Colmar‘ı bir de gündüz gözüyle görelim dedik. Artık yolları ezberlemiştik. Aracımızı park ettikten sonra dar sokaklarından gezmeye başladık. Chrismas Marketler artık kapatılıyordu, yılın son günüydü. İnsanlar yılbaşı hazırlıklarını yapıyorlardı.




“Petite Venise” yani “Küçük Venedik” diye adlandırılan bölgeye gittik. Bu bölgedeki evlere kanallardan ulaşılabiliyormuş. Gondollar ile gezinmek de mümkün. Yine evler muhteşem güzellikte idi. Nehir, çok sığ ve çokça büyük balık olduğunu gördüm.
Hemen Petite Venise bölgesinde, Marché couvert de Colmar diye kapalı bir pazar var. Taze sebze, meyve, balık, çeşit çeşit peynirleri, çiçekçileri bu pazarda bulabilirsiniz. Aynı zamanda yemek yiyip, bir şeyler içebileceğiniz küçük büfe tarzı yerler mevcut.
Colmar’ın gecesi farklı, gündüzü farklı güzel. Kış olması sebebiyle çok fazla yeşillik ve çiçek olmasa da yine de muhteşem bir yapıya ve manzaraya sahip. Doyamıyoruz Colmar’a tüm sokaklarını gezmek, havasını içimize çekmek istiyoruz.
Artık Colmar’ı bitiriyoruz, gezmediğimiz sokak, çekmediğimiz resim kalmıyor. Hem Colmar’a hem de Fransa’ya veda etme zamanı.
Bu muhteşem yolculuğun daha da güzel olmasını sağlayan Uğur kardeşime teşekkürlerimle.

Nasıl Gidilir?
Colmar’a gitmek için uçakla Fransa, Almanya ve İsviçre’nin tam ortasında bulunan Basel Mulhouse Havaalanı’na gidilebilir. Buradan otobüsle Basel merkezine giderek tren istasyonuna ulaşılabilir ve ardından trenle 45 dakika gibi bir sürede Colmar’a gidilebilir. Bunun dışında yine Basel Havaalanı’ndan araba kiralamak rahat bir yolculuk yapmanızı sağlayabilir. Veya bizim gibi araç kiralayarak oradan oraya dolaşabilirsiniz.
Ne Yenir Ne İçilir?
Almanya’da da var olan Bretzel’inizi (bölgenin simiti) yemeden, şaraplarınızı tatmadan dönmeyin.
Bir sonraki Avrupa yazımızda görüşmek üzere,